Monthly Archives: January 2014

İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitim Konsorsiyumu, Sakarya Üniversitesi işbirliği ile İngiltere’de faaliyet gösteren Türk Dili ve Kültürü Okullarında çalışan veya çalışmak isteyen öğretmen ve öğretmen adaylarına yönelik bir meslek kursu düzenliyor

Britanya’da doğan ve büyüyen ikidilli Türk çocuklarına Türkçe’nin öğretimiyle ilgili teorik ve pratik bilgileri içeren ve 14-22 Şubat 2014 tarihleri arasında düzenlenecek hızlandırılmış kursa 50 aday için kontenjan ayrıldı. (14 Şubat Cuma günü sadece saat:17:00’de bilgilendirme toplantısı olacaktır)

Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın desteklediği ve alanında uzman akademisyenlerin ders vereceği kurs Londra Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kursa katılıp başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika verilecektir.

Kursa katılmak isteyenlerin son katılım tarihi olan 7 Şubat 2014 tarihi, mesai saati sonuna kadar enquire@turkegitimkonsorsiyumu.org.uk e-posta adresinden temin edecekleri formu doldurup özgeçmişleriyle birlikte aynı adrese geri göndermeleri gerekmektedir.

Saygılarımla

Kelami DEDEZADE
Eğitim Konsorsiyumu Başkanı

KKTC Eğitim Bakanına Ziyaret!

İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitim Konsorsiyum’unu temsilen, Erkan Pastırmacıoğlu ve Ertuğrul Mehmet 19 Kasım 2013 tarihinde KKTC Eğitim Bakanı Sayın Mustafa Arabacıoğlu’nu makamında ziyaret etmiştir.

Sayın Bakana yeni görevinde başarılar dilendikten sonra, İngiltere’deki Türk okulları ile ilgili bilgi alışverişinde bulunulmuş ve Türk Okullarının sorunları ve ihtiyaçları anlatılmıştır.
Bu bağlamda daha önce Kosorsiyum tarafından hazırlanıp, şu anda ikisinin okullarımızda ders kitabı olarak okutulan üç set kitabın üçüncü setinin de KKTC Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu tarafından gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra baskıya verilmiş olduğu haberi Eğitim Bakanı Sayın Mustafa Arabacıoğlundan öğrenilmiştir. Ayrıca Şubat ayında KKTC’de düzenlemeyi tasarladıkları Eğitim çalıştayına Konsorsiyum’dan bir kişinin davet edileceği bilgisi verilmiştir.

Türk Okullarını endişelendiren en önemli gündem maddesinin İngiltere’de görev yapan KKTC devlet öğretmenlerinin görev sürelerinin iki yıldan bir yıla düşürülmüş olması olduğu bakana anlatılmış ve bir şekilde bu soruna temelli bir çözüm bulunmasının önemi üzerinde durulmuştur. Başka çözüm yolunun bulunamaması durumunda, yıllardır geçmiş Eğitim bakanlarına yapılan ama hiçbir bakanın sıcak bakmadığı öneri sayın Arabacıoğluna da aktarılmıştır. Bu öneri ise, Londra’ya gönderilen öğretmenlerin sayısında azaltma yapılarak belki de iki veya üç öğretmenin parası ile Londra’da işe alınacak (Part Time) öğretmenlerle tüm Türk okullarının öğretmen ihtiyacının karşılanabileceği hususu idi. Sayın bakan bu konu üzerinde araştırma yapacağını ve bizleri bilgilendireceğini vurgulamıştır.

Türk Okullarında yıllardır idarecilik yapan Ertuğrul Mehmet, Londra Türk Dili ve Kültürü Okulları ile ilgili yaptığı çarpıcı açıklamaların son ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz. Mehmet, Türk okullarından mezun olan öğrencilerin elde ettikleri avantajlarla ilgili şunları söyledi: “Herşeyden önce kendi kimliğini öğrenir ve ona daha duyarlı olur.

Ekseriyetle çocuk, İngiliz okullarındaki GCSE ve A level sınavlarından önce Türkçe sınavlarını alır. Türkçe’de elde edecekleri yüksek başarı, onu cesaretlendirir ve diğer sınavlardaki başarılarını da etkiler diye düşünüyorum. Bilhassa Konsorsiyum, TC Eğitim Müşavirliği ve KKTC Eğitim ataşeliğinin ders programlarında bu yıl yapmakta oldukları yeni düzenlemelerle, Türkçe dersleri, İngiliz eğitim sistemine daha da uygun hale getiriliyor. Bu da çocukların Türkçe’yi İngilizce ile eş zamanlı öğrenecekleri için İngilizcedeki başarılarını da olumlu yönde etkileyecektir. Üniversitelere girişte, yabancı dili kabul eden bölümleri seçenler için ek bir avantaj sağlar.

Üniversiteye sırf Türkçe A level’i olduğu için girebilen çok sayıda gencimiz olduğunu biliyoruz” Ertuğrul Mehmet, ‘Türk okullarından mezun olan öğrenciler, iş yaşantılarında bir adım öne çıkabiliyorlar mı?’ şeklindeki sorumuza şu cevabı verdi: “Türkiye’nin, Avrupa Birliğine adaylığının kabul edildiği yıllarda, defalarca dile getirdiğimiz bir şey vardı. O da Türkiye, Avrupa Birliğine alınsa da alınmasa da, Türkçe’nin Avrupa’daki öneminin artacağı ve Türkçe A level sertifikası olanların iş bulmada daha avantajlı olacakları idi. Bunu her geçen gün sadece şirketlerin reklamlarına baksak bile görebiliriz.

Bence Türk okullarını bitiren öğrenciler iş yaşantılarında daha önlerde olurlar. İngiltere’ye çeşitli ülkelerden gelen ve Türkçe konuşan nüfus sayısı çok artmaktadır. Bu nüfusun yoğunlaştığı bölgelerde, şirketler Türkçe konuşan çalışanları tercih etmekte, hatta bazıları, bu vasifta olanlar arandığını reklamlarına dahi koymaktadırlar. Ayrıca Türkiye’de şube açan çok sayıda büyük şirket vardır. Türkiye’deki şubeleri ile olan devamlı iletişim nedeniyle, merkezi ofislerinde çalışanların ve şube açmak için Türkiye’ye gönderecekleri müdürlerin, Türkçe konuşanlarını tercih etmektedirler. Ben şu iki örneği verebilirim. Hem McDonald’s, hem de Tesco, Türkiye’de şube açarken, tanıdığım, Türkçe konuşan müdürlerini göndermişlerdi.

Daha geçen hafta bir şirketin iş ilanını sosyal medyada paylaşmıştım. Bir şirket Türkçe konuşan Business Development Manager arıyordu.

Mehmet, eğitimcilere, ailelere, öğrencilere ve toplumun geneline yönelik olarakta şunları söyledi: “Ben öğretmen değilim ve 1997 yılından beridir okulların idari bölümleri ile ilgilendim. Her yiğidin bir yoğurt yiyiş şekli vardır derler. Her öğretmen de kendine göre bir öğretme şekli geliştirmiştir. Belki bir öğretmenin yöntemi diğerlerine göre daha başarılı olabilir ama genelde tüm öğretmenlerimizin başarılı olduklarını görmekteyim. Başarılı değilmiş gibi görünen öğretmenin sınıfı mercek altına alındığında sorunun öğretmen değil de veli ve çocuklar olduğu ortaya çıkmaktadır”

Başarılı idareci Mehmet sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumsal haklarımızı elde edebilmemiz, siyasi alanda ne kadar etkin olduğumuza bağlıdır. Bunun için toplum olarak iki şeye önem vermemiz gerekmektedir. Biri çocuklarımıza kimliklerini sevdirmemiz ve ona sahip çıkmalarını öğretmemizdir. Bunu da Türk okulları yolu ile elde edebiliriz. Çocuklarımızı yüksek eğitime yönlendirelim. Kimliğini benimsemiş, sevmiş, eğitimli gençliği siyasi partilere yönlendirelim. Siyasi partilere katılan gençlerimiz kanalıyla, siyasetçilere oy potansiyelimizi hissettirelim. İşte o zaman toplumsal haklarımızı elde edebiliriz.

Çocuklarımızın doğru, tarihi bilgilerle donatılmasını sağlamak için çalışmalar içinde olalım, çünkü bu günün çocukları yarının etkili lobicileri olabilirler. Bunun için de kurum, kuruluş ve derneklerimize işler düşmektedir.

Türk okullarındaki öğrenci sayısının azalmadığını ama aynı zamanda da artmadığını ifade eden Mehmet, “Öğrenci sayıları 300-400’lerde olan okulların sayılarında büyük düşüşler görülmektedir. Hatta kapanan bile vardır.

Nüfusumuzun süratle arttığını göz önüne alırsak geçen 10 yıl neticesinde bugün Türk okullarındaki toplam öğrenci sayısının iki katına çıkması gerekmekteydi. Bu açıdan baktığımızda sayının düştüğü şeklinde yorumlayabiliriz” dedi. Tüm okulların toplam öğrenci sayısının artmaması ve büyük okulların öğrenci sayılarında azalma olmasının birçok nedenin bulunduğunu kaydeden Mehmet şunları söyledi: “Bazı İngiliz okullarında, okul sonrası verilen bir saatlik Türkçe derslerini bazı velilerin yeterli bulması ve Türk okullarına çocuğunu götürmenin gereksiz olduğunu düşünmesi.

Okul yönetimleri içinde çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle yönetimden ayrılanların başka okul açarak ayrılmaları ve okulun bazı öğrencilerini de beraberlerinde götürmeleri. Cemaatlara bağlı çok sayıda yeni okulların açılması. Uydu kanalıyla Türk televizyonları İngiltere’den seyredilmeye başlandıktan sonra, bazı velilerin, televizyonu çocukların Türkçe öğreniminde bir araç olarak kullanmaları, küçük yaştan çocuklara sürekli Türk televizyonu seyrettirerek Türkçe konuşmalarını sağlamalarının yeterli olduğunu düşünmeleri. Velinin, ‘Çocuğum hayatını bu memlekette sürdüreceğine göre, onun için önemli olan İngilizcedir’ diye düşünmesi. Türk Okulları, Türkiye ve KKTC’deki gibi Atatürk ilk eve inkılâpları doğrultusunda ders vermektedirler. Bunu benimsemeyen bir bölüm insanımız çocuklarını Türk okullarına götürmemektedirler.

‘Çocuğumu küçük yaştan Türk okuluna götürürsem, Türkçe ile İngilizce’yi karıştıracak ve tam gün okulda başarısız olacak’ düşüncesiyle, çocuğu yaşı ilerledikten sonra Türk okuluna götürmesi, çocuğun okula uyum sağlamasını zorlaştırmakta ve çocuklar okula gelmek istememektedirler. Veli belki bir müddet çocuğu zorlamakta ama bir noktadan sonra çocuğu okula getirmekten vazgeçmektedir.

 KİRA EN BÜYÜK SORUN

Mehmet açıklamalarında Türk okulların sorunları ve eksiklikleri ile ilgili de bilgi verdi. Tüm okulların öncelikli sorunun okul kiraları olduğunu kaydeden Mehmet, “Çocuk sayılarının yüksek olduğu yıllarda velilerden alınan aidatlar, okulun masraflarını karşılamakta idi. Ancak çocuk sayıları azaldıkça okulların masrafları karşılanamaz noktaya gelmiştir” dedi. Her öğrenci için alınan £120 yılık aidatın haftalık karşılığının £3.42 olduğuna işaret eden Mehmet sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sınıf ve öğretmen parası haftada £65-£80.00 arası değişmektedir. O zaman gelirlerin giderleri karşılaması için her sınıfta 19-23 öğrenci olması gerekmektedir. Oysa Türk okullarındaki sınıfların öğrenci sayıları 5 ile 15, çok ender 20 arası değişmektedir. Aradaki farklar devlet öğretmenleri, bazı okulların aldıkları bazı grant’lar, kantin gelirleri, iş sahiplerinin yaptığı bağışlar ve sosyal etkinliklerden elde edilen gelirlerle karşılanmaya çalışılmaktadır”

Okul yönetimleri için velilerin ilgisizliği ve aşırı beklentilerinin de diğer sorunlar arasında yer aldığını değinen Ertuğrul Mehmet, şunları söyledi: “Okullar eğitime gönül vermiş kişiler ve veliler tarafından gönüllü olarak çalıştırılmaktadır. Bu yapılırken de diğer velilerin gerektiği zaman okul yönetimine yardımcı olmaları beklenmektedir. Bazı duyarlı veliler bunu yaparken bir kısmı da, bırakın yardım etmeyi, £1.00 – £1.50 saati olan okul aidatını bile ödemekten kaçınmaktadırlar. Bazı veliler, tam gün okullarda aldıkların servisle mukayese etmekte ayni derecede servis beklemektedirler. Elde olan bütçelerle ve gönüllülük esasına göre çalıştırılan bir kuruluştan böyle beklentiler içine girilmesi bence doğru değildir.

Ertuğrul Mehmet sözlerin şöyle sürdürdü: “Velilerin ve Çocukların Türk okulunu ciddiye almamaları okulun başarılı bir şekilde çalıştırılmasının önündeki diğer bir engeldir. Çocuğun okula gidişinde devamlılığa özen gösterilmemesi çocuğun dili öğrenmelerini yavaşlatmaktadır. Bunun farkında bile olmayan bazı veliler okula ve öğretmenlere eleştiriler yönetmektedirler. KKTC Devlet öğretmenlerinin görev süreleri bugün için büyük bir sorun halinde önümüzde durmaktadır. Yıllardır Devlet öğretmenlerinin görev sürelerinin 2 yıldan 3 yıla çıkarılması için Türk okullarını temsilen KKTC Eğitim Bakanlığına Türk Okulları Konsorsiyumu müracaatlarda bulundu.

19 Kasım 2013 Tarihinde Eğitim Bakanımız Sayın Mustafa Arabacıoğlu, iki Konsorsiyum Temsilcisi tarafından ziyaret edilmiş, öğretmenlerin görev sürelerinin iki yıldan bir yıla düşürülmesinin, çok ciddi bir durum olduğu sayın Bakana aktarılmış ve bu soruna en süratli şekilde bir çare bulunması rica edilmiştir. Türk okullarındaki en önemli eksiklik, ismini yönetim kuruluna yazdıran çok sayıda insandan sadece birkaç kişinin iş yapmış olması, diğerlerinin ise ya katkı koyacak zamanlarının olmaması veya sadece toplantılarda konuşmak ve ne olup bittiğini yakından görmek için orada olduklarından kaynaklanmaktadır. Böyle de olunca yapılan çalışmalardan gerekli verim alınamamaktadır” Dedi…